Ocak 24

Az önce meslektaşlarımın yazılarını okudum ve çok üzüldüm. Ben 4 sene önce emekli oldum bu kutsal meslekten. Şu anda geçimimi sağlamak için özel ders veriyorum. 

 

Özellikle Celal Hoca’nın yazısını okuyunca çok duygulandım. Maalesef benim şanssızlığım mıdır bilinmez ama, bu kadar şanslı değildim ben meslek hayatım ilk yıllarında. Benim branşım edebiyat. Bütün öğrencilerime çok sıkıcı geldi dersim. İlk senelerimde sınıfıma dersi sevdirmek için elimden gelen her şeyi yaptım. Ama onlar hep dersi kaynatma peşindeydiler.  

 

Hiç unutmam, mesleğimin 3. senesinde hastalandım ve okula gidemedim. Derslerim boş olmasın diye okuldan benim ders saatlerimde boş olan bir öğretmen arkadaşımdan yardım istedim. O da bir hafta boyunca öğrencilerle edebiyat hakkında konuşmuş, şiirler okumuş ve okudukları yazıların eleştiri ve muhasebesini yapmışlar.  

 

Okula döndüğümde “Sultan hanım bu öğrenciler bana edebiyatla çok ilgili geldi, hiç sizin anlattığınız gibi şeyler olmadı bir hafta boyunca” dedi. O anda çok utandım. Hani öğrencilerin bir lafı vardır ya “öğretmen bana taktı” diye. Sanırım öğrencilerim de bana takmıştı. 

 

Hastalığımdan sonra ki ilk dersim de, sınıfa girdim, yoklama aldım ve hiçbir şey konuşmadım. Onlardan tepki, en azından bir geçmiş olsun dileği bekledim. Ama hiçbiri bir şey söylemedi. Sınıftaki uğultular artmaya başlamıştı ki, öğrencilerimden biri (sınıfın en sessiz çocuğuydu kendisi) yanıma geldi ve geçmiş olsun dedi. O anda bütün sınıf sustu ve bize dikkat kesildi.  

 

Ben yokken ne yaptıklarını sordum. Onlar da bana yaptıklarını anlattılar. İçlerinden biri kalkıp “Hocam yanlış anlamayın ama biz sizin ders anlatmanızdan pek bir şey anlamıyoruz. Aslında sizinle de ilgili değil sanırım dersten kaynaklanıyor, bizim bir önerimiz var, dersi bu şekilde işleyebilir miyiz” diye sordu. Ben cevap vermedim. Araya teneffüs girdi. O sırada sınıftan çıkmadım ve düşündüm.  

 

O andan sonrası benim için bir evrim olmuştu diyebilirim.  Ders başladığında bir öğrenciyi kaldırdım ve ona “Bu dersi arkadaşlarına sen anlatacaksın” dedim. Sonra sınıfa döndüm ve “Her dersi bir arkadaşınız anlatacak bundan sonra, ne de olsa sizin istediğiniz bu. Hiçbir şekilde karışmayacağım. Eğer memnun kalırsanız böyle devam edecek” dedim. Bütün öğrencilerin ders anlatması bitmiş tekrar başa dönmüştük. İkinci kez sırası gelen öğrenci “Öğretmenim çok özür dileriz biz arkadaşlarla kendi aramızda konuştuk ve dersi sizin anlatmanızı istiyoruz, düşündüğümüz kadar kolay değilmiş” dedi.  

 

O günden sonra bana olan tepkileri değişmeye başladı. Ben de emekli olana kadar böyle bir durumla karşılaştığımda hemen bu yola başvurdum. Sıranın bitmesini bekleyemeyenler bile oldu.  

 

Biz de öğrenci olduğumuz için onları anlayabiliyor, hak verebiliyoruz. Ama öğrenciler bazen çok acımasız olabiliyorlar. Çünkü bilmiyorlar kaç kişiyle ilgilenmek zorundayız, onları eğitmek zorundayız.

Etiketler: , , , ,