Ocak
24
Ben de herkes gibi büyük bir heyecanla bu mesleğe başlayan öğretmenlerden biriyim. Uzun süre karın yerden kalkmadığı bir şehirde sınıf öğretmenliği yapıyorum. Öğrencilerimle hem karın tadını çıkarıyoruz, hem de her geçen gün birbirimizden yeni şeyler öğreniyor, sorunlarımızı ve mutluluklarımızı paylaşıyoruz. Bu anlattığım kadar kolay olmuyor elbette. Zaman zaman üstesinden gelemeyeceğim sorunlarla da karşılaşıyorum. Ama şikayet etmiyorum çünkü annem de öğretmendi. Bu yüzden öğrenciyken bu mesleği yakından tanıma fırsatım oldu. Annemle birçok şehir gezdiğimiz için farklı bölgelerdeki öğrencilerin ve öğretmenlerin yaşadığı zorluklara yakından şahit oldum.
Fakat gözlemlerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim, öğrencilerin de öğretmenlerin de yaşadığı sorunların çok fazla değişmemiş. Türkiye’nin doğu bölgelerinde öğrenciler ve öğretmenler değişse de sorunlar maalesef değişmiyor. Buralarda veliler hala çocukları okula göndermek istemiyor. Hala öğretmenler kapı kapı dolaşarak çocukları okula kavuşturmaya çalışıyor. Hala bazı okullarda eğitim-öğretim için gerekli malzeme yok. Hala öğretmenler, öğrencilerinin sorunlarına çözüm bulmak için yaratıcılıklarını zorluyorlar. Ve hala ilk fırsatta rahat edebileceği bir şehre gitmek isteyen birçok öğretmen var.
Şu sıralar uzmanlar, yarıyıl tatili nedeniyle çocuklara ödev verilmemesi gerektiğini, tatilde eğlenceye, sosyal-kültürel faaliyetlere de zaman ayrılması gerektiğinden bahsediyor. Ben de kendi öğrencilerimi düşünüyorum. Onlara ödev veremiyorum çünkü bu zor şartlar altında yaşayan öğrencilerimin tatilde ödeve zaman ayıramayacağını biliyorum. Erkek öğrenciler hava soğuk olduğu için biraz daha şanslı kış aylarında. Hava soğuk olduğu için tarlaya çalışmaya gitmiyorlar. Ama kız öğrenciler her zaman olduğu gibi, ev işlerinde annelerine yardım etmeye devam ediyorlar. Sosyal faaliyetler konusuna hiç girmeyeceğim çünkü böyle bir alan zaten hiç yok. Olsa da dediğim gibi ayıracak zamanları yok.
Bir gün onların da bu imkanlara kavuşması dileğiyle…